Bu ilahiyi uygulamada oku! Çevrimdışı erişim ve daha fazlası.

İndir
visibility 14 Okunma
Nûrlu bir geceydi o eski zaman; Hülyâlarımda füsunlu hâtıra, Yağmur nağmeleriyle ara ara, Boşalıyor gönlümdeki bahara Uyaran yıldırımlarıyla her an. Sînemde hep geçmişin mûsıkîsi, Gürül gürül ve oldukça derinden; Dalga dalga esen akislerinden, Şehrâyinler gibi şen günlerinden Rûhumda tınlayan Cennet bestesi. Gördüm taptaze o şirin gülleri, Gülümseyen bir resim kadar sıcak; Menekşeler gibi hep salkım saçak.. Ve düşlerdeki bahardan daha ak, Her lâhzası ayrı haz o günleri… Güneşi asla batmayan o dünyâ, Her yerde ışıktan bir sürü izler; İzlere yüz süren aydınlık yüzler, Gerçi şimdilik sâkin ve sessizler, Ama her rûhta hep o eski rüyâ… Her ses huzûrla gürleyen bir şarkı, Neş’eler tülleniyor hülyâlarda; Yeniden gün döndüğü şu zamanda, Devran gülde, lâlede, erguvanda, Tıpkı mâzi gibi.. fark, sırf çağ farkı… Dört bir yanda dünün soluğu, sesi, Geceler bir sırlı doğumla gergin; Duyup sezdiklerimizden de engin, Geçmişin baharları gibi rengin, Ufukta tül tül onun emâresi…

Paylaş ve Destekle

chat share