Bu ilahiyi uygulamada oku! Çevrimdışı erişim ve daha fazlası.

İndir
Hayri Küçükdeniz

Necid Çölleri

visibility 14 Okunma
– Yâ Nebî, şu hâlime bak! Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca, sahrânın; Benim de rûhumu yaktıkça yaktı hicrânın! Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum; Gerildi karşıma yıllarca âilem, yurdum. “Tahammül et!” dediler… Hangi bir zamâna kadar? Ne bitmez olsa tahammül, onun da bir sonu var! Gözümde tüttü bu andıkça yandığım toprak; Önümde durmadı artık, ne hânümân, ne ocak… Yıkıldı hepsi… Ben aştım diyâr-ı Sûdân’ı, Üç ay “Tihâme !” deyip çiğnedim beyâbânı. Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrâda; Yetişmeseydin eğer, yâ Muhammed, imdâda: Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin; Akar sular gibi çağlardı her tarafta sesin! İrâdem olduğu gündür senin irâdene râm, Bir ân için bana yollarda durmak oldu harâm. Bütün heyâkil-i hilkatle hasbihâl ettim; Leyâle derdimi döktüm, cibâli söylettim! Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü… Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü? Azâb-ı hecrine katlandım elli üç senedir… Sonunda alnıma çarpan bu zâlim örtü nedir? Beş altı sîneyi hicrân içinde inleterek, Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek? Demir nikâbını kaldır mezâr-ı pâkinden; Bu hasta rûhumu artık ayırma hâkinden! Nedir o meş’ale? Nûrun mu? Yâ Resûlallah!.. Sükûn içinde bir an geçti, sonra bir kısa “ah!”..

Paylaş ve Destekle

chat share