Bu ilahiyi uygulamada oku! Çevrimdışı erişim ve daha fazlası.

İndir
İbrahim Sadri

Seccaden Kumlardı

visibility 19 Okunma
Devirlerden diyarlardan Gelip göklerde buluşan Ezanların vardı Mescit mü’min minber mü’min Taşardı kubbelerden Tekbir Dolardı kubbelere “âmin” Ve mübarek geceler dualarımız Geri gelmeyen dualardı Geceler ki pırıl pırıl kandillerin yanardı Kapına gelenler ya Muhammed Uzaktan yakından Mü’min döndüler kapından Besmele ekmeğimizin bereketiydi İki dünyada aziz ümmet; Muhammed ümmetiydi Konsun yine pervazlara güvercinler “Hu hu” lara karışsın âminler Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar Yâsinler Şimdi seni ananlar anıyor ağlar gibi Ey yetimler yetimi ey garipler garibi; Düşkünlerin kanadıydın yoksulların sahibi Nerde kaldın ey Resul Nerde kaldın ey Nebi? Günler ne günlerdi ya Muhammed Çağlar ne çağlardı Daha dünyaya gelmeden Mü’minlerin vardı Ve bir gün ki gaflet çöller kadardı Halîme’nin kucağında Abdullah’ın yetimi Âmine’nin emaneti ağlardı Hatice’nin goncası Aişe’nin gülüydün Ümmetinin gözbebeği göklerin resulüydün Elçi geldin elçiler gönderdin Ruhunu Allah’a elini ümmetine verdin Beşiğin yurdun yuvan Mekke’de bunalırsan Medine’ye göçerdin Biz bu dünyadan nereye göçelim ya Muhammed? Yeryüzünde riyâ inkâr hıyanet Altın devrini yaşıyor Diller sayfalar satırlar “Ebu Leheb öldü” diyorlar Ebû Leheb ölmedi ya Muhammed Ebû Cehil kıtalar dolaşıyor Neler duydu şu dünyada Mevlidine hayran kulaklarımız; Ne adlar ezberledi ey Nebî Adına alışkın dudaklarımız Artık yolunu bilmiyor; Artık yolunu unuttu ayaklarımız Kâbe’ne siyahlar yakışmamıştır ya Muhammed Bugünkü kadar Neler duydu şu dünyada Mevlidine hayran kulaklarımız; Ne adlar ezberledi ey Nebî Adına alışkın dudaklarımız Artık yolunu bilmiyor; Artık yolunu unuttu ayaklarımız Kâbe’ne siyahlar yakışmamıştır ya Muhammed Bugünkü kadar Hased gururla savaşta; Gurur Kafdağı’nda derebeyi Onu da yaralarlar kanadından Gelse bir şefkat meleği İyiliğin türbesine türbedâr oldu iyi Vicdanlar sakat çıkmadan yarına İyilikler getir güzellikler getir Âdemoğullarına Şu gördüğün duvarlar ki Kimi Tâif’tir kimi Hayber’dir Fethedemedik yâ Muhammed senelerdir Ne doğruluk ne doğru; Ne iyilik ne iyi Bahçende en güzel dal Unuttu yemiş vermeyi Günahın kursağında haramların peteği Bayram yaptı yabanlar; Semâve’yi boşaltıp Sâve’yi dolduranlar Atını hendeklerden bir atlayışta aşırdı aşıranlar Ağlasın Yesrib ağlasın Selman’lar Gözleri perdeleyen toprak Yüzlere serptiğin topraktı Yere dökülmeyecekti ey Nebî Yabanların gözünde kalacaktı Konsun yine pervazlara güvercinler “Hu hu” lara karışsın âminler Mübarek akşamdır; gelin ey Fatihalar Yasinler Yüreklerden taşsın Yine imanlar Itrî bestelesin Tekbir’ini; Evliya okusun Kur’ân’lar Ve Kur’ân-ı göz nuruyla çoğaltsın Kayışzâde Osman’lar Na’tını Galip yazsın Mevlid’ini Süleyman’lar Sütunları kemerleri kubbeleriyle Geri gelsin Sinan’lar Çarpılsın hakikat niyetine Cenaze namazı kıldıranlar Gel ey Muhammed bahardır Dudaklar ardında saklı Âminlerimiz vardır Hacdan döner gibi gel; Mirâc’dan iner gibi gel; Bekliyoruz yıllardır Bulutlar kanat rüzgâr kanat; Hızır kanat Cibril kanat; Nisan kanat bahar kanat; Ayetlerini ezber bilen yapraklar kanat Açılsın göklerin kapıları Açılsın perdeler kat kat Çöllere dökülsün yıldızlar; Dizilsin yollarına yetimler günahsızlar Çöl gecelerinden yanık Türküler yapan kızlar Sancağını saçlarıyla dokusun; Bilâl-i Habeşî sustuysa Ezanlarını Dâvûd okusun Konsun yine pervazlara güvercinler “Hu hu” lara karışsın âminler Mübarek akşamdır; gelin ey Fatihalar Yasinler

Paylaş ve Destekle

chat share