Mücahit Elyesa
Enginlere At Sürdüğün
visibility
12 Okunma
Enginlere at sürdüğün akşamdı kenardan
Kalyonları emrinle yürüttün karalardan
Çılgın Boğaz’ın taşla kilitlendiği günde
Zincirlere vurdun deli deryayı önünde
Açtın yeniden mucizeler devrine cedvel…
Sânî-i Muhammed misin, ey Fâtih-i evvel?
Târih o devirler devirip gelmiş olan pîr
Görmüşse de devler devi binlerce cihangir
Der-hâtır eder bir seni “Fâtih” denilince
Bir sen bu cihan fâtihi beş kıt’a dilince
Zaptettiğin iklime havârî gibi girdin;
Dünyâya o gün sen medenî fethi getirdin!
Çöktüyse hücumunla birer dağ gibi sedler,
Çiğnenmedi at nalları altında cesedler;
Allâha kavuştuysa ezan sesleri yerden
Bir gün bile eksilmedi çanlar kulelerden;
Bir köhne çağın hükmüne son verdiğin anda
Hükmünle senin bir yeni çağ doğdu cihanda
Fethetmedin İstanbul’u yalnız bu seferle,
Serhaddini tuttun vatanın aynı zaferle,
Tuttun ve muhafız gibi durdun başucunda;
Fâtih kılıcın kabzası hâlâ avucunda!
Ruhun beş asır sonra vücûdun gibi canlı;
Hâlâ kır at üstünde yağız bir delikanlı!