Bu ilahiyi uygulamada oku! Çevrimdışı erişim ve daha fazlası.

İndir
RİSALE-İ NUR

Risalei Nur Ramazan Risalesi 6.Nükte

visibility 14 Okunma
Ramazan-ı Şerifin sıyâmı, Kur’ân-ı Hakîmin nüzulüne baktığı cihetle ve Ramazan-ı Şerif, Kur’ân-ı Hakîmin en mühim zaman-ı nüzulü olduğu cihetindeki çok hikmetlerinden birisi şudur ki: Kur’ân-ı Hakîm, madem şehr-i Ramazan’da nüzul etmiş. O Kur’ân’ın zaman-ı nüzulunu istihzar ile, o semâvî hitabı hüsn-ü istikbal etmek için Ramazan-ı Şerifte nefsin hâcât-ı süfliyesinden ve mâlâyâniyat hâlâttan tecerrüt ve ekl ve şürbün terkiyle melekiyet vaziyetine benzemek ve bir surette o Kur’ân’ı yeni nâzil oluyor gibi okumak ve dinlemek ve ondaki hitâbât-ı İlâhiyeyi güya geldiği ân-ı nüzulünde dinlemek ve o hitabı Resul-i Ekremden (a.s.m.) işitiyor gibi dinlemek, belki Hazret-i Cebrâil’den, belki Mütekellim-i Ezelîden dinliyor gibi bir kudsî hâlete mazhar olur. Ve kendisi tercümanlık edip başkasına dinlettirmek ve Kur’ân’ın hikmet-i nüzulünü bir derece göstermektir. Evet, Ramazan-ı Şerifte güya âlem-i İslâm bir mescid hükmüne geçiyor. Öyle bir mescid ki, milyonlarla hâfızlar, o mescid-i ekberin köşelerinde o Kur’ân’ı, o hitab-ı semâvîyi arzlılara işittiriyorlar. Her Ramazan, شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِۤى اُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْاٰنُ 1 âyetini, nuranî, parlak bir tarzda gösteriyor; Ramazan Kur’ân ayı olduğunu ispat ediyor. O cemaat-i uzmânın sair efradları, bazıları huşû ile o hâfızları dinlerler. Diğerleri kendi kendine okurlar. Şöyle bir vaziyetteki bir mescid-i mukaddeste, nefs-i süflînin hevesâtına tâbi olup, yemek içmekle o vaziyet-i nuranîden çıkmak ne kadar çirkinse ve o mesciddeki cemaatin mânevî nefretine ne kadar hedef ise, öyle de, Ramazan-ı Şerifte ehl-i sıyâma muhalefet edenler de o derece umum âlem-i İslâmın mânevî nefretine ve tahkirine hedeftir. Dipnotlar – Arapça İbareler – Haşiyeler : 1 : Ramazan ayı, kendisinde Kur’ân’ın indirildiği aydır.” Bakara Sûresi, 2:185 Lügatler : âlem-i İslâm : İslâm âlemi ân-ı nüzul : inme (gönderilme) ânı arzlılar : dünyalılar cemaat-i uzmâ : büyük cemaat cihet : taraf, yön efrad : fertler, bireyler ehl-i siyam : oruç tutanlar ekl : yeme hâcât-ı süfliye : aşağılık ve bayağı ihtiyaçlar hâfız : Kur’ân-ı Kerimi ezberleyen kişi hâlât : haller, durumlar hâlet : durum, hâl hevesât : gelip geçici arzu ve istekler hikmet : fayda, gaye hikmet-i nüzul : iniş gayesi, hikmeti hitâbât-ı İlâhiye : ilâhî hitaplar, seslenişler hitâb-ı semavî : Allah tarafından gelen semavî hitaplar huşû : korku ve sevgiyle bulunulan edebli hâl hüsn-ü istikbal : güzel karşılama istihzar : hazır etme, gözönüne getirme kudsî : kutsal, mukaddes Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân mâlâyâniyat : faydasız, insanı ilgilendirmeyen boş şeyler mazhar : erişme, nail olma melekiyet : meleklik mescid-i ekber : (en) büyük mescid mescid-i mukaddes : kutsal mescid muhalefet : zıt ve aykırı davranma Mütekellim-i Ezelî : ezelî kelâm sıfatına sahip olan ve konuşması, hiçbir varlığın konuşmasına benzemeyen Allah nâzil : inme nefs : kişinin kendisi nefs-i süfli : alçak şeyleri isteyen nefis nuranî : nurdan yaratılmış nükte : ince ve anlamlı söz nüzul : inme Ramazan-ı Şerif : şerefli Ramazan ayı Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.) sair : diğer, başka semâvî : gökten gelen, vahiyle gelen sıyâm : oruç şehr-i Ramazan : Ramazan ayı şürb : içme tâbi olma : uyma tahkir : hakaret, aşağılama tecerrüt : sıyrılma, soyutlanma umum : bütün, genel vaziyet-i nûrânî : nurlu vaziyet, hâl, durum zaman-ı nüzul : inme zamanı

Paylaş ve Destekle

chat share