Bu ilahiyi uygulamada oku! Çevrimdışı erişim ve daha fazlası.

İndir
RİSALE-İ NUR

Risalei Nur Ramazan Risalesi 9.Nükte

visibility 26 Okunma
Ramazan-ı Şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubûdiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Nefis Rabbisini tanımak istemiyor; firavunâne kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir, abd olduğunu bildirir. Hadisin rivayetlerinde vardır ki: Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?” Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.” Azap vermiş, Cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ene ene, ente ente.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten vazgeçmemiş. Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Men ene? Ve mâ ente?” Nefis demiş:اَنْتَ رَبِّى الرَّحِيمُ – وَاَنَا عَبْدُكَ الْعَاجْزُ Yani, “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.1 اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلٰوةً تَكُونُ لَكَ رِضَاۤءً وَلِحَقِّهِ اَدَاۤءً بِعَدَدِ ثَوَابِ حُرُوفِ الْقُرْاٰٰنِ فِى شَهْرِ رَمَضَانِ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ2 سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ العِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ – وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ – وَالْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اٰمِينَ3 İtizar: Şu İkinci Kısım, kırk dakikada sür’atle yazılmasından, ben ve müsvedde yazan kâtip ikimiz de hasta olduğumuzdan, elbette içinde müşevveşiyet ve kusur bulunacaktır. Nazar-ı müsamaha ile bakmalarını ihvanlarımızdan bekleriz. Münasip gördüklerini tashih edebilirler. Dipnotlar – Arapça İbareler – Haşiyeler : 1 : El-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11. 2 : Allahım! Efendimiz Muhammed’e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle, Ramazan ayında okunan Kur’ân’ın harfleri adedince salât ve selâm et. Âmin. 3 : “İzzet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıklarından münezzehtir. Bütün peygamberlere selâm olsun. Hamd ise Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” Sâffât Sûresi, 37:180-182. Lügatler : abd : kul âciz : güçsüz, zavallı acz : acizlik, güçsüzlük azâb : işkence, eziyet Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah cihazat : organlar, âletler cihet : taraf, yön enâniyet : benlik, gurur ene : ben ente : sen fakr : fakirlik, muhtaçlık feyiz : mânevî gıda, bereket Firavunâne : Firavun gibi firavunluk : kendisini Firavun gibi ilâh seviyesine çıkaracak derecede büyük görme hadis : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış hikmet : fayda, gaye ihvan : kardeşler itizar : bir sebep göstererek affını dileme kâtip : yazıcı, yazan letâif : lâtifeler, duygular mâsumâne : suçsuz, günahsız bir şekilde mazhar : erişme, nail olma melekî : melek gibi, meleğe ait men ene? : “ben kimim?” mevhum : gerçekte olmadığı halde var sayılan mübarek : bereketli, hayırlı müsvedde : karalama, ilk nüsha müşevveşiyet : düzensizlik, karışıklık nazar-ı müsamaha : hoşgörü bakışı nefis : insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet nevi : tür, çeşit nükte : ince ve anlamlı söz Rab : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah Rabb-i Rahîm : herbir varlığa merhamet ve şefkat gösteren ve herşeyi terbiye ve idare eden Allah Ramazan-ı Şerif : şerefli Ramazan ayı rivayet : Peygamber Efendimizden (a.s.m.) bir haber veya hadisin nakledilmesi, aktarılması rububiyet : Rablık ruhanî : ruh âlemine ait sair : diğer, başka süflî : alçak, âdî sürur : mutluluk, sevinç tashih etmek : düzeltmek tefeyyüz : feyizlenme telezzüz etmek : lezzet almak, tad almak terakkiyat : ilerleme, yükselme ubûdiyet : kulluk ve mâ ente? : “sen kimsin?” zaaf : zayıflık, kuvvetsizlik

Paylaş ve Destekle

chat share