Bu ilahiyi uygulamada oku! Çevrimdışı erişim ve daha fazlası.

İndir
visibility 13 Okunma
“Ne gördün, Şark’ı çok gezdin? ” diyorlar. Gördüğüm yer yer Harap iller, serilmiş hânümanlar, başsız ümmetler, Yıkılmış köprüler, çökmüş kanallar, yolcusuz yollar, Buruşmuş çehreler, tersiz alınlar, işlemez kollar; Bükülmüş beller, incelmiş boyunlar, kaynamaz kanlar. Düşünmez başlar, aldırmaz yürekler, paslı vicdanlar; Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar; Emek mahrumu günler; fikr-i ferdâ bilmez akşamlar!.. Geçerken, ağladım geçtim; dururken ağladım durdum; Duyan yok, ses veren yok, bin perîşan yurda başvurdum. Serilmiş sineler, kâbusu artık silkip üstünden. “Hayat elbette hakkımdır!” desin, dünya “değil! ” derken… **** Şu zâirsiz bucaklar mıydı vahdâniyyetin yurdu? Bu kumlardan mı, Allah’ım, nebîler fışkırıp durdu? Haremler, Beyt-i Makdisler bu topraktan mı yoğruldu? Bu vâdiler mi dem tuttukça bihûş etti Dâvûd’u? Hirâ’lar, Tûr-u Sinâ’lar bu âfâkın mı şehkârı? Bu taşlardan mı, yer yer, taştı Rûh-ullah’ın esrârı? İrem’ler, Sûr-u Bâbil’ler semâ-peymâ değil miydi? O mâziler, İlâhi, bir yıkık rüyâ mıdır şimdi? Geçerken, ağladım geçtim; dururken ağladım durdum; Duyan yok, ses veren yok, bin perîşan yurda başvurdum. Serilmiş sineler, kâbusu artık silkip üstünden. “Hayat elbette hakkımdır!” desin, dünya “değil! ” derken…

Paylaş ve Destekle

chat share