Bu ilahiyi uygulamada oku! Çevrimdışı erişim ve daha fazlası.

İndir
Cengiz Numanoğlu

Gerçeğin Fotoğrafı

visibility 12 Okunma
İnsanoğlu unutmuş, gafletin vebâlini; Görmüyor; Kur’ân’daki kavimlerin hâlini. Bugün de farklı değil, beşerî manzaralar; Bakın nasıl açılmış, bunca sosyal yaralar. Hükümler verildikçe, bölmeden kılı kırka; Bölünmüş Müslümanlar, olmuş yetmiş üç fırka. Din tahtına oturmuş, hurâfeler kültürü; Gitmiş güzel insanlar, gelmiş şaşkın bir sürü. Dillerde kin ve nefret, kalplerde kibir kiri; Gerçeklerle yüzleşmek, istemiyor hiçbiri. Ne sabır, ne tezekkür, ne tefekkür, ne şükür; İhsâna karşı isyân, nîmete karşı küfür. Kimi; sûret-i haktan, Hakk’a baş kaldırıyor, Kimi âlim; Kur’ân’a, Kur’ân’la saldırıyor. Ulemâ kaf dağında, pazarlıyor postunu; İkbâl için satıyor, kulislerde dostunu. Sahnelerde oryantal, akademik dinciler, Randevuyla çalışan, büyücüler, cinciler, Kerâmeti kendinden, üfürük cambazları; Hepsi yolma peşinde, palazlanmış kazları. Bakın.. Bu çöplüklerde, daha neler üremiş: Sahte şeyhler, velîler, efendiler türemiş. Kılcallara yayılmış, putların saltanatı; Çok şükür ki; çökmüyor, üstümüze bu çatı.. Münâfıklar her dalda, sektörün baş aktörü, Dalkavukluk sanatı, bir liyâkat faktörü. Sosyetik züppelere indirgenmiş asâlet; Ahlâk kriterleri, baştan sona rezâlet.. Ne dostu soran kalmış, ne de ahdinde duran; Ana, baba, eş, kardeş, hepsi olmuş figüran. Yangını söndürmüyor, sözde “anneler günü”; Sadâkat; bir gül kadar, sürdürüyor ömrünü. İsraf hükmüne girmiş, karşılıksız bir selâm, Kişisel çıkarlara ayarlanmış her kelâm. Apartman mahkûmları, derin gaflete dalmış; Komşuluk; asansörde bir tesâdüfe kalmış. Genç kuşaklar; cinsellik girdâbında boğulmuş, Edep, hayâ, haysiyet, tedâvülden kovulmuş. Tolerans tavan yapmış, hoşgörüler sulanmış, Aklı selîm; medyatik çomaklarla bulanmış. Küresel şeytanların, gerçekleşmiş emeli; Ha çöktü, ha çökecek, ailenin temeli. Okullarda çiviler, çoktan çıkmış yerinden; Korkar olmuş öğretmen, öğrencinin şerrinden. Ekranları kuşatmış, anti-ahlâk bir çete; O câhil cüretiyle, ders veriyor millete. Medenî simge olmuş, her şeyde transparan; Bütün azgınlıklara, “çağdaşlık” bir paravan. Bunları bilmek için, gerek yok önseziye, Siyonist tuzakları, gizlenmiş her diziye. Küresel enjektörler, yakalamış damarı; “Laiklik” narkozuyla, indiriyor şamarı. Bu acı manzaralar, bu yaralar bir yana, Kur’ân’da ümitsizlik, haramdır müslümana. Her çilenin bir ecri, gecenin fecri vardır, İnsanın selâmeti, ancak sabrı kadardır. Şahsiyetli müslüman, dik durduğu sürece; Yükselir Hak katında, îtibar ve derece, Ne doğrultur “vesâyet”, o kırılan belini, Ne Kur’ân’a uzatır, o kirlenmiş elini.

Paylaş ve Destekle

chat share