Bu ilahiyi uygulamada oku! Çevrimdışı erişim ve daha fazlası.

İndir
Erhan Patlak

Risalei Nur Ramazan Risalesi 7.Nükte

visibility 14 Okunma
Ramazan’ın sıyâmı, dünyada âhiret için ziraat ve ticaret etmeye gelen nev-i insanın kazancına baktığı cihetteki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mâl, bire bindir. Kur’ân-ı Hakîmin, nass-ı hadisle, herbir harfinin on sevabı var;1 on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte herbir harfin on değil, bin; ve Âyetü’l-Kürsî gibi âyetlerin herbir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir.2 Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır.3Evet, herbir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur’ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki, milyonlarla o bâki meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü’minlere kazandırır. İşte, gel, bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki, bu hurufâtın kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasârette olduğunu anla. İşte, Ramazan-ı Şerif adeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hasılat için gayet münbit bir zemindir. Ve neşvünemâ-i a’mâl için, bahardaki mâ-i Nisandır. Saltanat-ı rububiyet-i İlâhiyeye karşı ubûdiyet-i beşeriyenin resmigeçit yapmasına en parlak, kudsî bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan, yemek içmek gibi nefsin gafletle hayvanî hâcâtına ve mâlâyâni ve hevâperestâne müştehiyâta girmemek için, oruçla mükellef olmuş. Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevî hâcâtını muvakkaten bırakmakla, uhrevî bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir. Evet, Ramazan-ı Şerif, bu fâni dünyada, fâni ömür içinde ve kısa bir hayatta, bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi tazammun eder, kazandırır. Evet, birtek Ramazan, seksen sene bir ömür semerâtını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, nass-ı Kur’ân ile, bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir hüccet-i kàtıadır. Evet, nasıl ki bir padişah, müddet-i saltanatında, belki her senede, ya cülûs-u hümayun namıyla veyahut başka bir şâşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Raiyetini, o günde umumî kanunlar dairesinde değil, belki hususî ihsânâtına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalâde icraatına ve doğrudan doğruya lâyık ve sadık milletini has teveccühüne mazhar eder. Öyle de, Ezel ve Ebed Sultanı olan on sekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelâli, o on sekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlişânı olan Kur’ân-ı Hakîmi, Ramazan-ı Şerifte inzal eylemiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlâhî ve bir meşher-i Rabbânî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, mukteza-yı hikmettir. Madem Ramazan o bayramdır. Elbette bir derece süflî ve hayvanî meşagilden insanları çekmek için, oruca emredilecek. Ve o orucun ekmeli ise, mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazat-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani, muharremattan, mâlâyâniyattan çekmek ve herbirisine mahsus ubûdiyete sevk etmektir. Meselâ, dilini yalandan, gıybetten ve galiz tabirlerden ayırmakla ona oruç tutturmak; ve o lisanı, tilâvet-i Kur’ân ve zikir ve tesbih ve salâvat ve istiğfar gibi şeylerle meşgul etmek; meselâ gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’ân dinlemeye sarf etmek gibi, sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır. Zaten mide en büyük bir fabrika olduğu için, oruçla ona tatil-i eşgal ettirilse, başka küçük destgâhlar kolayca ona ittibâ ettirilebilir. Dipnotlar – Arapça İbareler – Haşiyeler : 1 : Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân, 16; Mecmeu’z-Zevâid, 7:163. 2 : Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, 3:130. 3 : bk. Kadr Sûresi, 97:3. Lügatler : âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat Âyetü’l-Kürsî : Allah’ın varlığından ve bir kısım mühim sıfatlarından bahseden Bakara Sûresinin 255. âyeti âyinedarlık : aynalık bâki : devamlı, sürekli bayram-ı İlâhî : İlâhî bayram cihet : taraf, yön cihazat : cihazlar, âletler cihazat-ı insaniye : insana ait cihazlar, duygular cilve-i saltanat : saltanatın görüntüsü cülûs-u hümâyun : padişahın tahta çıkışı destgâh : tezgah ebedî : sonu olmayan, sonsuz ekmel : daha mükemmel Ezel Ebed Sultanı : varlığının başlangıcı ve sonu olmayan kudret ve hakimiyet sahibi Sultan, Allah fâni : geçici olan, ölümlü fena : gelip geçicilik ferman-ı âlişân : şanı yüce ferman fevkalâde : olağanüstü gaflet : dalgınlık, dikkatsizlik galiz : çirkin, kaba gayet : çok gıybet : arkadan çekiştirmek, hazır olmayan birisinin aleyhinde konuşmak güya : sanki hâcât : ihtiyaçlar hadsiz : sınırsız hasâret : zarar hasene : iyilik hasılat : gelir hayat-ı bâkiye : devamlı ve kalıcı âhiret hayatı hayvaniyet : hayvanlık hevâperestâne : nefsin isteklerine düşkün bir şekilde hikmet : fayda, gaye hurufât : harfler hususî : özel hüccet-i kàtıa : kesin delil ihsânât : bağışlar, ikramlar, iyilikler iltifat : gönül okşayıcı güzel söz inzal edilme : indirilme istiğfar : af dileme, tevbe ittiba : tabi olma, uyma kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân Leyle-i Kadir : Kadir Gecesi mahsus : has, özel mâ-i Nisan : Nisan yağmuru mâlâyâni : anlamsız, faydasız mâlâyâniyat : faydasız, boş şeyler mazhar : erişme, nail olma meclis-i ruhanî : ruhanîler meclisi, meleklerin ve ruhların toplanma yer ve zamanı melekiyet : meleklik men etme : yasaklama meşagil : meşguliyetler ve çalışmalar meşher : sergi yeri meşher-i Rabbânî : Cenâb-ı Hakkın sergisi meyve-i Cennet : Cennet meyvesi muharremât : haram kılınan şeyler mukteza-yı hikmet : Allah’ın hikmetinin gereği muvakkaten : geçici olarak müddet-i saltanat : saltanat süresi münbit : verimli müştehiyât : hoşa giden lezzetli şeyler nam : ad, isim, ünvan nâmahrem : dînen kendisiyle evlenmenin mümkün olduğu erkek veya kadın nass-ı hadis : hadisin metni ve hükmü nass-ı Kur’ân : Kur’ân’ın kesin ve açık hükmü nefs : kişinin kendisi neşvünemâ-i a’mâl : amellerin yeşermesi, büyümesi nevi : tür, çeşit nev-i insan : insan türü, insanlık nükte : ince ve anlamlı söz Padişâh-ı Zülcelâl : sonsuz büyüklük, yücelik ve azamet sahibi Padişah, Allah raiyet : halk, vatandaşlar Ramazan-ı Şerif : şerefli Ramazan ayı sadık : doğru söyleyen sair : diğer, başka salâvat : Peygamberimize edilen rahmet ve esenlik duası Saltanât-ı Rubûbiyet-i İlâhiye : İlâhî Rablığın Saltanatı Samediyet : Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin Ona muhtaç olması semerât : meyveler, neticeler sevab-ı a’mâl : amellerin sevabı, karşılığı sıyâm : oruç süflî : alçak, aşağılık şâşaalı : gösterişli, göz alıcı bir şekilde şecere-i tûbâ : Cennetteki tûba ağacı tabir : açıklama, yorumlama takdir : beğeniyi dile getiren ifade tatil-i eşgal : boş durma, işlere son verme tazammun : içerme, içine alma tecessüd : ceset şekline girme, cesetleşme tesbih : Allah’ı kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma teveccüh : ilgi, yönelme tezahür : belirme, görünme tilâvet-i Kur’ân : Kur’ân okumak ubûdiyet : Allah’a kulluk, ibadet ubûdiyet-i beşeriye : insanlığın ibâdet ve kulluğu uhrevî : âhirete dair umumî : genel zemin : yer, dünya ziraat : tarım ziyade : çok, fazla

Paylaş ve Destekle

chat share